burak@unix~$

~bir alkoliğin garip deneyimleri~

Sıkıcı ve İnternetsiz bir yaz günü zırvalaması

ile 4 yorum

Sevgili günlük,

Yaz tatilinin ortalarını bulmuş olmamıza rağmen henüz ne yapacağıma karar verebilmiş değilim. Canım sıkılıyor… Bu sıkıntı dün akşam internet bağlantısının kopmasıyla daha doğrusu sebepsiz bir arıza ile katlanmaya başladı. Can sıkıntısı bilgisayarıma bir Arch Linux kurulumuna mal oldu…

Arch Linux’da ne ola?

Arch Linux i686 işlemci mimarisi için özelliştirilmiş, kendine has paket yönetim sistemine ve bazı araçlara sahip, oldukça hafif ve esnek bir Linux dağıtımı. Slackware ve Gentoo karşımı bir şey gibi duruyor. Aslında Slackware’nin üstüne bir paket yönetim sistemi yazmışlar, bazı ayar dosyalarını falan farklı bir düzene koymuşlar ve sistemi i686 işlemci mimarisine göre optimize etmişler gibi geldi bana. Zira paket oluşturma süreci bana biraz Slackware günlerinde yazdığım slackbuildleri hatırlatıyor. Fakat Slackware’de modern manada bir paket yönetim sistemi bulunmazken Arch’ta pacman diye bir hede var ve depo yapısı baya ilginç. Neyse..

Kurulumunun zor olduğu efsanesi etrafta dolaşıyordu. Gentoo’nun kurulumundan daha pis olamaz deyip CD’yi taktım ve açılmasını bekledim. Eğlenceliydi… Açılırken ekrandan akıp giden çekirdek mesajlarını ve Init çıktılarını her zaman sevmişimdir. :) Daha sonra bana Slackware’i ve Vector Linux’u hatırlatan bir mesaj ekranı geldi. Dökümantasyon için şunu yapın, klayve düzeni için filan yapın, kurulum programını başlatmak için /arch/setup yazın gibisinden bir yazıydı. Klavye düzenini ayarladım ve kuruluma daldım.

Bu paragraftan sonra kurulum işlemini anlatmamı bekliyor olabilirsiniz. Ama yanılıyorsunuz! Çünkü buna hiç gerek yok. Resmen çoluk çocuk işiymiş. Kurulacağı yeri şeçtim ve kurdum… Daha sonra sistemin temel yapılandırma ayarlarına göz attım fstab’ı ve Gentoo’nun grub dosyalarına bi ufak ayar verdim. Restart sonrası Arch karşımdaydı… Aslında pacman yansılarını ve resolv.conf dosyasını da ayarlamak gerekirdi ama nasıl olsa internet yok…

Tüm bu işlemler 15-20 dk ya sürdü ya sürmedi. Yani benim sıkıntımı almaktan çok uzaktı… Ne yapsam diye düşünürken kernel ayarlarına dalmak aklıma geldi ve bi yarım saat kadar Arch’a kernel ayarlayıp derlemekle uğraştım. Sonra tabii ki her zaman yaptığım işi yaptım. Ne mi? Açılış testi… :)

Tek başlarına bootchart gibi çalışan beynim ve kronometrem sağolsun can sıkıntımı biraz daha alabilmek için seferber oldular gecenin o vaktinde. Arch Linux, sadece temel servisler aktif durumdayken 13 saniye gibi bir zamanda açılıyor. Bu aynı seviyedeki Gentoo’mla hemen hemen ayın süre. Bu arada aynı kerneli kullandıklarını da hatılatayım. Kodları Gentoo’dan aldım… :)

Arch Linux, muhtemelen sabit diskimden gelip geçen pek çok dağıtımdan biri olacak. Çünkü bana, Gentoo’nun tanıdığı fantezi yapma gücünü vermeyeceği aşikar… Gentoo daha fazla aksiyon yapmaya olanak tanıyan bir dağıtım.

Ya eski dost Debian?

Geçen yılın Kasım ayında( o kadar oldu mu lan! ), bir gaza gelme anında sisteme Debian kurdum. Daha önce kullandığım Ubuntu yüzünden yumuşak bir iniş yapmıştım. Adeta paraşütlerini açmıp iniş yapan Discovery mekiği gibiydim… Kısa bir alışma evresinden sonra sıkı bir Debiancı oldum çıktım. Aşk dolu bir dağıtım olan Debian beni kendisine aşık etmişti. Evet, yanlış duymadınız. Debian aşk dolu bir dağıtım! Debian’ın kurucusu Ian, kızın birine o derece kapıldı ki yarattığı dağıtıma neredeyse onun ismini verdi; Debian! Tahmin edebileceğiniz gibi kızın adı Debra ya da kısaca Deb… Ian daha sonraki yıllarda hızını alamayarak Debra ile evlendi ve ondan bir daha haber alınamadı!

Ne aşk öyle değil mi… Ortalıkta sürüyle deb paketi var ve Debian dünyanın en büyük ve en prestijli Linux dağıtımlarından biri. Düşünsenize benim başıma böyle bir olay geldiğini. Sayısız Burk paketi ve Burkian gibi bir dağıtım adı. Fena olmazdı…

Bu kadar geyik muhabbetinden sonra konumuza dönelim. Ne diyordum…( burada gerçekten 5 dk kadar durakladım. Ne yazacaktım lan ben! ) Debian kullanımı süresince yazdığım bi sürü döküman şu an Debian Türkiye(www.debian.org.tr) sitesini süslerken ben Debiandan nasıl kurtulurum diye düşünüyorum. Evet, Debian gibi bir dağıtım bana yetmiyor. Aslında bu düşünce yeni değil. Tam 7 ay önce böyle düşünmeye başladım ve yaklaşan tatilinde etkisiyle zamparalık yapmak isteyen evli bir erkeğin ruh haline büründüm. Kısa bir araştırmadan sonra Debian’ı Gentoo ile aldatmaya karar verdim.

Veeee karşınızda Gentoooooo(centuuuuuu!)

Hızlı penguenler gezegenine inişim baya sıkıntılı oldu. Zira yanıma paraşütlerimi almayı unutmuştum. Bunun sonucunda orta irtifadan gezegene sert bir iniş yaptım ya da açık söyleyim çakıldım. Gentoo şimdiye dek kullandığım en sıkı dağıtım. Tam benlik… Sınırsız dökümantasyon, çatlak bir kullanıcı kitlesi ve karizmasıyla ben eşimi buldum diyebilirim. Ya siz?

Not: Bu yazıyı yazdıktan sonra Arch ve Debian’ı sildim. Artık sistemde Gentoo ve Ubuntu var. Gentoo’da işler ters giderse diye Ubuntu’yu sistemde tutuyorum. Yoksa onunla da işim olmaz. :)

Written by Burak Sezer

Temmuz 18, 2008 10:35 pm

Kişisel kategorisinde yayınlandı

4 Yanıt

Subscribe to comments with RSS.

  1. Güzel bir can sıkıntısı yazısı olmuş… Okuması sıkıntıyı azaltıyor :)
    Kendi sistemini bulmana sevindim. Ama tabii biz de nasıl bir penguen olduğunu çözmüş olduk…
    Bu arada arch’ı çok beğendim diyeceğini bekledim yazıda, ama gentoo oldu demek ki mücadeleyi , macerayı ve kontrolü seviyoruz :)

    tuna

    Temmuz 19, 2008 at 11:13 am

  2. Arch’ı beğendim tabii. Birgün Gentoo kullanmaktan vazgeçersem Arch kurarım. O derece beğendim ama Gentoo’nun yaşattığım heyecan bir başka. Mesela dün gece depclean çektim sisteme. Oradan biraz paket ayıklayıp sileyim dedim, silmez olaydım. Python topal oldu ve çalışmadı. Haliyle Gentoo komaya girdi :) BLFS kitabını okuyup Python derledim elle ama işe yaramadı. ldconfig demek gerekiyormuş. Neyse… tüm bunları aştıktan sonra sisteme giremez oldum :) Elle Python derleyince kök dizininin izinleri değişimiş sanırım. Bunu fark edene kadar baya TWM üzerinde baya debelenmem gerekti. Neyse ki onu da hallettim de şu an Gentoo’dayım… :)

    buraxezer

    Temmuz 19, 2008 at 12:18 pm

  3. Döneceksin tabi.. Gentoo evin evin :)
    Stage1 elemanı seniii… ;)

    seqizz

    Temmuz 23, 2008 at 2:55 am

  4. Hanım koş tüfeğimi getir… Gürkan geldi… :D

    buraxezer

    Temmuz 23, 2008 at 10:06 am


Yorum Yapın